Çarşamba, Ağustos 10, 2005

şantiye




saclarım kirlendi tozdan.ellerim hicbir yere dokunmasam da kirleniyor.ustum basım berbat. is elbisesi,ayakkabısı ayarlamıstım kendime bir aralar ancak sabahları giyip aksamları cıkarmaktan usenir oldum.bu karar bana pahallıya patladı.iki ayakkabı 3 pantolon harap oldu.canım sagolsun.is makinelerinin yanında konusmaktan ses tonumun acayip yukseldigini farkettim.sessiz bir ortama girince sesime hakim olamadıgım anlar oluyor.kufure alıstım fazlası ile.yaklasık 50 erkegin oldugu bir ortamda kufursuz konusmak imkansız gibi.eve gidince bazen refleks olarak agzımdan kacırıyorum, annem duymamazlıktan geliyor,peder kaslarını catıyor ben boynumu bukuyorum.cevresi insanı hemen degistiriyor.mutsuz degilim bu durumdan ama koreliyor insan hep bu sekilde.
mesai saatinde kirli, paslı, yırtık elbiseli işçileri is makinası gibi goruyorum.surekli emir veriyorum.al,getir,kır,temizle,duzelt,dondugumde bitmis olsun, sahayı terk et.surekli emir vermeye alıştığından tembellesiyorsun bir sure sonra.evde ablamdan su isterken emir cumleleri kullandıgımın farkına kafama attıgı terlikle vardım.bir sabah izinliyken, anneme 'saat 10 da kalkarım,kahvaltım hazır olsun' dedim utanmadan...
aksamları mesai bitince tum isciler yıkanıp temiz kıyafetlerle cıkınca karsıma sasırıyorum birden.gunduzleri kirli elbisesi ile beton doken cocuklar,aksamları tertemiz elbiseler, joleli sacları ile kız tavlamaya cıkıyor tarabya sahillerine.kolay gelsin diyorum,onları bu sekilde gorunce seviniyorum .ekmek parası dedikleri sey bu olmalı.insanlıgın yasam savası suruyor hergun, farklı hallerde ve pozizyonlarda ama ortak noktalar hep aynı...

1 yorum:

M. Selim Naiboğlu dedi ki...

Demek ki hala mutlular, hala hayat dolular. Beklentileri, umutları var; yoksa onca hırgürden sonra sonra bırak saç jölelemeyi adım atacak halleri kalmaz. Ne mutlu onlara, sevindim...