Salı, Eylül 27, 2005

paramparça

sustun birden
yarım kaldı serzenişin
kızgınlık değil bu
seni tanırım!
sende bilirsin
aynı iççekişlerini yaşayanlar
aynı denizden taş çıkarırmış
uzakta bir çocuk ağlasa
aynı sızı düşermiş
kızgınlık değil bu!
susma!
söz veriyorum
ne kadar yakarsa
o kadar parça olurum
söz veriyorum
hangi parçam değerse sana
onu dağlarım...

Pazar, Eylül 25, 2005

yalnızlık ömürboyu

kocaman sehirler, bi milyon insan...yanyana akip geciyoruz, kocaman omurlerimiz, asla carpismadan geciyor.. bir carpissak belki dunya duracak...
olmadı.dünya durmasaydı da olurdu.bir rüzgar eser pencereden, alır götürür beni buradan.karşı koyulmaz bir özlem bir bilsen...benim adım yalnızlık

Pazartesi, Eylül 19, 2005

huzur

Ihlamur kokusu burnumda. Ayaklarım denize dogru. Büyük çınar ağacının iki kolunun çizdigi hattan denizi,tekneleri ve gece ışıklandırılması iyi yapılmış kırmızı yalıyı görebiliyorum. Karnım istarvit dolu. Önümde bir bardak çay. Yanımda tatlı sohbetli bir kadın.huzur.
Migrosun önü. E-5 den akan trafik. Minibüs bekliyorum. Tepemde dolunay. Ay ışığının yol şevinde yaptıgı yansıma. Yerden eğilip baksam dağ gibi gözükücek gözüme. Dilimde bir nakarat. Cebimde 3-5 demir para ile tempo tutuyorum. ''Bineceğim minibüs, yaktıgım sigaranın bitişinde gelmezse binmem'' kararı almışım. Ne zaman dolunayı gorsem, anlamsız bir huzur icimde.
Yuruyorum sahilde.denizin kokusu burnumda.dalgaları izliyorum yururken yolda.Karadeniz i gorene kadar yürüyeceğim. Rüzgar kollarımı üşütüyor. Adımlarımı hızlandırıyorum.Yakında buralardan gideceğime üzüldüm birden yolda. Sonra buraları bu kadar görebildiğime sevindim. Dönüp yaptığımız kocaman binaya baktım. Çekilen onca strese rahmen onu bitirmiş olmanın verdigi huzur.
mutluyum bu günlerde nedense.bozulmaz işallah.bozmazsın dimi ? beraat edemezmiyiz ?