Çarşamba, Ağustos 17, 2005

eve dönüş

bakkala ugradım eve cıkmadan.browni,tropical mix meyva suyu,sigara ve agız ferahlatıcı kagıt gibi bir sey aldım.bakkaldan ; mahalledeki son durumu,islerin nasıl gittigini,ne zaman evlenecegini,fenerbahce nin bu seneki kadrosunu... biraz sıkılarak dinlesem de severim onunla muhabbeti.dunya ya daha farklı bakan insanlardan ogrenilecek seyler var hayatta.yeni yapılan apartman zil tesisatı canımı sıktı.zile basmak, kimlik soylemek gerekiyor kapının acılması icin.gereksiz guvenlik tedbiri dedim yoneticilik de yapmakta olan babama, sinirlendi.annem ;evde her sey aynı imis,az yemek yapar olmus,kahvaltıyı yalnız yapmaya baslamıs,artık yaslanıyormus,biz gidince kimle vakit gececekmis,kopegimiz de cok yaslanmıs,ona iyi bakıyormus( son gunlerde biraz hasta) havalar sıcakmıs,babam da yaslandıkca cenesi durmaz olmus,memlekete gitmek istermis ama babamı ikna edemezmis,hem cicekleri kim sulayacakmıs, apartmanda dogru duzgun komsu kalmamıs,denize girmemden korkuyormus bogazda denize giren bilmem kimin oglu benim yaslarımda boğulmuş,sigara icmemeliymisim...falan mıs filan mıs.uykulu gozlerle ve esneyerek dinledim annemi.hepsi duzelecek uzme kendini gibi basit cumleler kurabildim ancak.babam daha ciddi konulardan girdi.tez nasıl gidiyor,binanın catısını yaptırdım soyle iyi oldu.acaba sikadur monotop kullansak alt komsuya giden suyu kesebilirmiyiz,fiyatını sorsana,bize santiyeden bir kac gunlugune hilti getirsene,askere kısın git daha iyi olur,aldıgın paraları nereler de yiyorsun essolessek,bilmem kim kat karsılıgı bina yaptıracak projesini sen ciz.git sakal trası ol bu ne kılık.saydı da saydı.cok fazla esneyemedik karsısında.gidip tras olayım bahanesi ile kactım yanından.ablam yakaladı.ev tutacakmıs, hangi semtten olsunmuş.esya almıs bilmem ne marka bilmem ne taksitle.dugun icin mali destek verecekmiymisim ona.saydı da saydı.sozler vermek sureti ile uzaklastım yanından.koridorda kopege rastladım.senin ne derdin var anlat bakalım dedim.anlatamadı.kafasını sevmem yeterli oldu.marketten aldıgım kopek mamasını sevmemissin dedim.anlamadı.gittim yattım.off ne cok yorulmusum.saati kurdum.yastıgı duzelttim.vantilatoru ayarladım.uyudum.beni soracak olursanız iyiyim sevgili annecigim,babacıgım,ablacıgım,cesiciğim...

Pazartesi, Ağustos 15, 2005

bilinc akısı episode.2

sabah kahvaltısını yapan karabatak,ruzgarlarlı hava,karsı kıyıdaki garip apartman,bogaz gecis sistemi,buyuk gemiler,kucuk insanlar,teknesini yıkayan miço,midye ayıklayan sarapçılar,sahilde gezinen araplar,sabah ezanı ninni mi ? uykusuzluk,cigerlerde bir agrı,bir yerlere biri beni mi andı,kulak cınlaması,uzerimdeki agırlık,oglen uykusu,aksam mesaisi, gök gürültüsü,yagmur serinligi,suların derinligi,yalnızlık türküsü,kahve molası,aromalı sigara,bilgisayar ekranı,televizyonsuz hayat,uzak bilgisayar baglantısı,cep telefonu,aradıgımız kimselere neden ulasılamıyor,bekledigimiz cevaplar neden verilmiyor,beklenen deger,seni kimseler beklemezken bekliyecekmiydim,oyle mi soz vermistim,denize atılan tas,uzun omürlü süt,kısa ömürlü insan,dağın yamacındaki kayalık,gunesin altında kuruyan otlar,bahcedeki sandal,dagınık masa,dagınık oda,dagınık calısma,ilkeli olma,hayatta en hakiki mursit ilimdir,basıma bu çorabı oren dilimdir,en guzel tatil beldesi didimdir.bos zaman,dolu zaman,bos kafam,dolu kafam,doldur bosalt ortalar ceza sahasına,hava toplarına hakim takım kurmalıyız,sevgilim mektup gondermis baslıksız,karanlık gece,karanlık yuzler,her masa dolu,iciyor insanlık,bir bira soguk olsun,oturalım bir yerde havadar olsun,konusalım biraz manidar olsun.kafiye sorgusundan cıkmalıyım.
şimdi deniz kıyısında bir çocuk, tuz kokulu, büyür çığlık çığlık, ve dalga dalga, akşamla siner hüzün denizden öğrendiği hayatını, rüzgar alır götürür gelinlik kızlar gibi ışıklı limanlara... şimdi deniz kıyısında çocuğum bir geminin büyülü bir kutsallıkla geçişinde boğazdan, martıların kanatlarında, hiç sönmeyen gözlerinde balıkçıların. şimdi deniz kıyısında bir çocuk, deli diyorlar, ne rüzgar üşütür onu, ne ürkütür yıldızlar. şimdi deniz kıyısında, kıyısında, başucunda hayatının bir çocuk. şimdi deniz kıyısında geçiyor günler, deniz siliyor her şeyi, bu kıyıda hayat kalıyor, ve sular çürümeden. şimdi deniz kıyısında uzanmışım kumlara başımda bir bulut, ay görümlük, tadımlık, duyumluk koca evren, insan ne kadar küçük.... şimdi tüm kıyılarında hayatının tuz kokulu çocuklar, karışıp denizin çığlıklarına soluk soluğa, ömrümüzün baharı geçiyor günler...

Perşembe, Ağustos 11, 2005

buralardan gitme

sabahlara kadar beklerdim.günesin doğusunu gormeden yatmaz olmuştum.biliyordum ki sende aynı gün dogumunu beklerdin o saatlerde.sonra uykuya dalardım.bıraktıgım yerden devam ederdi oyku.karsılaşırdık senle.uykulu gozlerimizi ovuşturarak.yuzunde duru bir guzellik olurdu.utanırdım kendimden.daha erken kalksaydım daha yakısıklı cıksaydım karsısına diye.canın sıkılırdı hemen.gunu programlardık.gidilecek yerler hep aynı olmasına ragmen sevinirdik.yol boyu yarın nereye gidebiliriz i dusunur yine aynı yerleri sayardım sana.sen gülerdin halime.gecip giderdi zaman.hava kararırken evine bırakırdım seni.sokak lambasının altında senin odanın lambasının yanmasını beklerdim.perdeyi acıp bana son kez bakarken yuzun kalırdı aklımda sabaha dek.gecmezdi zaman.bitmezdi icime cektigim duman.hayallerimi kagıtlara doker olmustum.tarihleri sıralamıstım.sistemli bir calısma icinde idim gelecege dair.seni alıp gidecegim gun bile belli idi.ama bunu sana hic soylemedim.cocuksu bir durusun vardı.anlamazdın bazen ne oldugunu, neden bahsettigimi... ama ilgiyle izlerdin beni.herseyi istiyordun benden her seyi vaad ediyordum sana.aglardın bazen soylemezdin sebebini.seni yalnız bırakırdım o zaman.donerdin tekrar bana yuzunde aynı gulumseme ile.
sonra sen buyudun.zaman buyudu.akıp gecti hersey onumuzden, elimizi uzatamadık.gitmeliyim dedin... gittin.gitme diye yalvardım sana dinlemedin...geriye dondugunde beni bulamadın.ilk defa nefret etmisstim senden.aramadın aramadım sormadın sormadım.kucuk kanatları ile hic tanımadıgı bir dunya da konacak dal bulamadı kendine serce.düştü olduğu yere.dustugun yerde ben yoktum.haberim yoktu.olsaydı gelirdim.ama izin vermedin buna.simdilerde senin kokuna tanıdık bir koku duysam, aklıma hep o kucuk serce gelir pırrr diye gecer kafamın uzerinden...