Cuma, Eylül 19, 2025

Pazartesi, Eylül 15, 2025

kitap listesi


- Son okuduklarım aklıma geldikçe ekliyorum , tarih sırası yok ama    son aylarda bunlar bitti hocam

-Afferim evladım , ilerde çok büyük adam olacaksın sen

-İlerde ne zaman hocam ? kaç yaşına geldiğimde '' ilerde '' oluyorum

-İlerde ,büyüdüğünde anlamında söylenir kuzum

-büyüdüm sanırım, 46 oldum hocam

-oo daha çok gençsin 

-Çok teşekkür ederim hocam, verin o mübarek ellerinizi öpeyim

                                                     -El öpenlerin çok olsun küçüğüm...

 



Salı, Eylül 09, 2025

Kitap Listesi

Okuduğum kitapları liste yapma fikrim geldi 

bununlala ilgili app ler çıkmış,boşver dedim 

yaz bloggera app i yerim dedim



Pazartesi, Ocak 23, 2023

Oğuzum

 11 sene oldu, kocaman adam da oldu. Küçüklük resimlerine bakınca şaşırıyorum. O büyürken ben küçülüyorum.Baba olmak ne mutlu bir işmiş.İyi ki doğmuş Oğuzum kuzum...

https://pseudoport.blogspot.com/2012/01/

Çarşamba, Mayıs 19, 2021

Devam Yolları

Susuzluktan ölmek üzereyken uyandı

Sobanın duvara düşen gölgelerinden ürktü. Rüyada mıydı, uyanık mıydı, anlayamadı.

Avuçlarını gözlerine bastırdı.

Babasından kalan çakmağı elyordamıyla buldu 

Kendine sigarayı bırakacağına söz vermişti. Yine de bir tane yaktı

Kar yağışı durmuştu. Köpekler sessizdi.

Oğlunun üzerini örttü

İki At Savunması'nın devam yollarına bakmak için kitabını açtı...

Perşembe, Haziran 27, 2019

yaş kırk, kafa hala kırık



yaş kırk kafa hala kırık

küçükken kırk yaşındaki adamlar çok büyük gelirdi gözüme, şimdi ben kırk oldum, küçükken bir yanılgı içersin deymişim meğer, çünkü değişen bir şey yokmuş.

Bedenen yorulmakla alakalı hadiseler cereyan ediyor zaman zaman , kırk yaşın verdiği olgunluk vs yok aslında , yeni çılgın umarsız bir şey yapmak için üşeniyorsun sadece. Az çok sonuçlarını bildiğinden yapmıyorsun. Sakinlikten öte köy yok biliyorsun.

Sigarayı bırakmak için çabalarım sürüyor. Yeniden ilaca başladım . 10 temmuz gibi 20 yıllık arkadaşımdan ayrılmayı planlıyorum . ( Bkz. Uzun süreli ilişkilerde taraflardan birinin ayrılığı planlaması hk bir irdeleme , +- yayınları , ist 2006 )

Dietle kışdan beri biraz kilo verdim , hedefim biraz daha vermek, dövme yaptırmayı düşünüyorum, ama ne yaptırcağımı bilmiyorum henüz , saçlarım hala iyi durumda , beyaz yok , ruh halim eskisi gibi  söyleyeceklerim bu kadar sayın hakim

-gereği düşünüldü , yaz kızım

- sanık sözlü ifadesinde , istanbul ilinde yaşamakta olduğu
-itiraz ediyorum sayın hakim bey , istanbul ili geçemedi ifademde
-kaynakça olarak verdiğin kitapta geçiyor, atarım seni salondan dışarı
-tamam hakim bey
-yaz kızım devam , küçükken yaşadığı büyüklük algısında yanıldığını, yaşının kırk olması ile bir miktar olgunlaştığını, sigara bırakma, kilo verme, sağlıklı yaşama konularını yaşlanmanın etkisi ile kafaya taktığını  beyan etmiştir.
İş bu sanık beyanına göre 40 yaş sendromuna girdiğinden ötürü üzerine fazla gidilmemesine oy tekliği ile karar verilmiştir.
-teşekkürler sayın hakim bey , adaletinize güvenim bir kez daha arttı. Şimdi özgür müyüm ?
-Acı çekmek özgürlükse , özgürüz ikimizde...



Çarşamba, Haziran 27, 2018

geçiyor günler

40 yaşına geliyorum , geçiyor günler , güneş doğuyor batıyor...

Farkettim ki güneşin altında yeni bir şey yok ( bunu benden önce fark edenler de vardı galiba. bkz. eski ahit )

Kırkına doğru olgunlaşırmış insan, yavaşlamak ve yaşlanmakla ilgili bence bu durum. Olgunluk sa bize hiç bir zaman uzak olmadı. ( kendimi övmeyi çok severim, -kim sevmez ki ? - kim sevmezmi ki ?  - evet herkes sever , - herkes bizim gibi sevemez, - neyi ? - dedim ya işte , sen kimsin bu arada ne dalıyon ? - ben bişey demedim ya tamam- lan sus, çarpacam ağzına )

yeni yaşımda , sağlık mutluluk ve huzurdan başka bişey istemem... ( bağla klişeyi oh ne rahat, yeni yıl mı hocam bu, bayram mesajı mı yazıyon sms ile - lan sanane - yok bişey demedim bu ne gerginlik, doğum günün bugün ayıp ama ! - ne isteyeyim sen söyle, sağlıktan önemli bişey var mı , ayrıca biraz da huzur ve mutluluk , gerisi boş. - tamam haklısın ama eğitim de önemli unuttun klişeyi - ne eğitimi aslanım memleketimi kurtaracağız ? - yok ben eğitimi demezsem eksikliğini hissedersin dedim sonradan acaba onu da söylese miydik diye dedim , ağzımdan çıktı bir kere özür dilerim.- tamam senin kafa bulanık uzatmayacağım ,rahat bırak beni , yeni yaşımı düşüneyim biraz)


Pazartesi, Ocak 23, 2017

Oğuz ve Eren

-Bugün oğuz'umun  doğum günü , zaman çabuk geçiyor 5 yaşına gelmiş. Daha dün gibi hatırlarım doğumunu, bebekliğini...
aslında bana dün gibi hatırlamama yardımcı olan Eren in doğmuş olması mı ?
- Eren de kim ?
-2. oğlum :) onun doğum gününe 11 ay var .
-Allah analı babalı büyütsün baba
-Amin kardeşim
Atlara su verirken tepedeki ağaçlıklardan gelen uğultuyu fark ettim. Bir an durdum, korktum eve doğru koştum.

sobanın ateşi yeni geçmiş , demlikte çay katran karası, sigara yaktım otomatik, duvardaki saatin tıkırtısı ve soba borusundaki rüzgar uğultusunu dinledim. Yağmurlar iyice artmadan odun kesmeliyim.
Banyo yapmam lazım , en azından kafamı yıkasam fena olmaz. Bir de pire ilacı hayvanlara. Çarşıya gitmek zor. Köy minibüsünde lafa tutacaklar , yine saçma sapan konuşup, sonradan  sinirleneceğim. Motor mu alsam kendime. Kışın kayar düşerim. Araba mı alsam ? Mercedes 200d yeter,  yok daha neler. ?

Pazartesi, Haziran 22, 2015

Dedemin evi

Kocaman 3 katlı, koridorları 20 m ,750 m2  inşaa halinde duruyor, 1980 lerde yaptırmış. İçinde kendi dahil bir sürü insan yaşamış ama kimse masraf etmemiş.
Ben 30 sene sonra dedem öldüğünde kaldım ilk defa. 

Hayatımda gördüğüm en sinirli en acımasız adamdı, hiç tanışmadık , hiç kucaklaşmadık. Hep ondan korktuk kaçtık.  Kimse ile görüşmedi. Babam, yıllar sonra hasta yatağına düşünce  15 20 gün gitti yanına sonra da öldü.

Kocaman ev yaptırmış torunlar oğullar otursun diye ; hiç bir torunu o hayatta iken orada kalmadı. Kapıdan kovulanlar bir daha gelmedi. Yalnızlık içinde öldü. 

Şimdilerde evinin bahçesindeki mezarına gidince sadece neden dede diyorum? Neden bu inat bu öfke biz sana ne yaptık ? 

Babalar gününde ordaydım. Artık ben de bir baba oldum dede. O yıllardır elektirik tesisatı dahi olmayan evine , babamla elektirik çektik. Salonun tesisatını bitirince babam , ''al  işte bu kadar , ahh benim babacığım  '' dedi. 

Tüm gönlünde şevkat taşıyan babaların babalar gününü kutlarım. Senin de ...

Perşembe, Mayıs 07, 2015

hava soğuktu ve kar yağıyordu...



Kar yağıyordu , otoparka gelmişti , cd zaten çalıyorken arabanın camına düşen taneler dikkatini çekmişti. Müzik mi doğanın ritmine ,  doğa mı müziğe uyuyordu bilemedi. Sonra işine geri döndü, 3 ordan 5  burdan...

Çarşamba, Aralık 24, 2014

Bin hüzünlü baykuş

kor-baykus-sadik-hidayetbin-huzunlu-haz-hasan-ali-toptas

Son yazımda oldukça sert bir,
öz eleştiri,
içsel bakış ,
dışsal dışavurum ,
çeşitli muhakemeler,
şapkayı önüme koyup düşünmeler,
kitapçılarda boş boş gezinmeler,
kahvede latte alıp suskun suskun oturmalar,
uzaklara bakıp bakıp heyy gidi diyip , neye heyy gidi dediğimi de bilmeden, kendi kendime bir sıkıntı varmış da derdimi söyliyemiyormuş gibi sıkılmalardan sonra...

İki amcanın iki nadide eserini okudum. Hatırımda ne kaldı diye sorarsan bilmiyorum, sormazsan biliyorum.
''hayat nedir diye sorarsan bilmiyorum evlat, sormazsan biliyorum.''


Cuma, Ekim 10, 2014

oku evladımm

    Kitap okuma alışkanlığımı kaybettiğimi düşündükçe içimi bir sıkıntı basıyor. Teknoloji ile birlikte anlık, hızlı, sonucu görmeye çalışan bir zihne doğru gidiyor insan. Uzun yazılar çıkınca okur gibi yapıp paragrafın ne anlattığını anlayıp kapatıyor başka bir şeye geçiyor insan. Zaman yetmiyor hiç bir şeye. Beynin söylediği bu.
   Ancak zaman neye yetmiyor. Ne yaptım ben diye bakınca gerilere, hiç bir şey de yapmamışım hafız diyorsun.Eski kitaplarımı yeniden okuyayım. En azından sonunu bildiğimden aceleci davranmam okurken.
Bilge Karasu babaya geri döneyim, ardından biraz Oğuz abi, Tezer abla. Yoksa yavaş yavaş kavede okey oynarken bulacağım kendimi. Korkuyorum anne....


Pazartesi, Haziran 09, 2014

hafız ağa

Aşağı yukarı her Facebook kullanıcısının başından geçen,  ilkokul arkadaşı ile yıllar sonra buluşma işini biz de yaptık.
Facebook kullanmadığım halde arkadaşım sağolsun bir şekilde ulaştı bana. Buluştuk muhabbet ettik. Buluşmanın ayrıntılarını aşağıda maddeler halinde sıralayacağım. Böylelikle hedefe ulaşan, okuyucuyu sıkmayan kompakt bir yazı olacak. ( Ahmet Hakan modeli)

* 25 yıl sonra  ''Eee ne var ne yok '' sorusu biraz havada kalıyor.'' İi nolsun bildiğin gibi '' diyemiyorsun
* Mevzu 25 yıl önceki hatıralar olduğundan güncel hayat , mevcut durum, iş aş hakkında detaya giremiyorsun.
* Özellikle benim isim hafızam cok zayıf olduğundan ,  ''o kim di yaa'' çok sık kullanılıyor cümleler içinde
* Arkadaşımın anlattığı çoğu şeyi tekrar hatırladığımda , insan zihninin aslında unutmadığını, sadece o hatırayı geri çağıracak etkenlerin kaybolduğunu düşündüm.
Aslında yazı yazma fikri de bu ilginç durumdan kaynaklandı. Şimdi gelin sevgili okuyucular bu konuyu irdeleyelim.
Bir sürü olay , insan , duygu,  yaşanmışlık hafızanda duruyor. Onları hatırlamak istemiyorsun veya hatırlatacak durumlar ortadan kalkmış. Bu noktada rüyalar geliyor aklıma. Rüya esnasında kontrol sende olmadığından saçma sapan,çok gerçekçi, daha önce yaşamıştım dediğin şeyler görebiliyorsun. İşte bütün işin temelinde hafızanın üzerinde adeta kapak gibi duran bilincin var.
İnsan beyni ne karmaşıkmış be birader.Neyse kendi kendime yine uydurdum bir şeyler .

Pazartesi, Ağustos 12, 2013

Little Boy

Radyo dinlerken rastladım, Hiroşimaya atılan bombanın yıl dönümüymüş. Atom çağı teknoloji haberi gibi algılıyor insan önce. Sonra radyo da bir siren sesi çaldı. ( sanırım tv yayını ile aynı anda radyoda yayınlanıyor) Japonya süper güç, insanları mutlu ferah refah ülkesi, aklına yine başka şeyler geliyor insanın. Algılayamıyorsun bir sürü kod var beynine işlenmiş.
Ama o siren sesi o anın kaydedilmiş  sesiydi, kocaman bir boşluk ve korku hissi yarattı bende. Senin devletin seni korur, insan hakları var , nasıl kullanacakmış kimyasal yada atomik silahları artık , klişeleri bir anda yıkıldı kafamda. Kocaman bir yalnızlık , kocaman bir boşluk hissettim. O bomba kente düştüğünde , ve bu bombanın daha ne olduğunu bilmeyen birilerinin üstünde patladığında ne hissetiler acaba ölenler ölmeden önce ? . Kocaman bir çaresizlikten  başka.
Birileri uçağıyla gelip senin yaşamının tamamını, (bütünü , herşeyini) sona erdirebiliyor bu dünyada. Senin arkanda kulak uğuldatan bir siren sesi kalıyor, atanların ülkesinde alkış kıyamet eğlence.
Bir Japon olsam Amerikayı asla sevmezdim. Bir Amerikalı olsam 6 ağustos da insanların yüzüne bakamazdım. Bir Türk olduğumdan sıkışan trafikde işe gitmeye çalışırken düşündüm bunları ve sonra kornaya bastım önüme kıran kamyonetin sürücüsüne küfür ederek...Hayat çok kısa ve bazen çok acımasız

Perşembe, Temmuz 18, 2013

duvar

Bir duvar gördüm, önünden geçtim,arabadaydım
Tren istasyonunun bahçe duvarı yola bakan,
Üzerinde eski paslı bir demir korkuluk
Kendisi iyice yaşlı,sıvaları kısmen dökülmüş.

Tren istasyonu epeydir orada. Duvar istasyon kadar yaşlı olmalı. Simdi istasyonları yıkıp yeniliyorlar.Muhtemelen duvarı da yıkacaklar. Arabadan 2 3 saniye görünce duvarı aklıma poloroid resim zamanları geldi. O zamanlardan bu zamana duvar hep ordaydı. Hala orada. Önünden nice insanlar arabalar geçti. Ama o hep orda. Bir zamanın tanığı. Ben belki annemin kucağında da geçtim ordan.Şimdi oğlumu annemlere götürürken de geçiyorum.Biz hep değişirken onun orada olması ve hiç değişmeden durması aklımı kurcaladı.Değişen hep insan, meta  yapıldığı tarihi koruyor. O hala belki 1970 lerde olduğunu düşüyordur.Onu yapan usta belki ölmüştür çoktan.Demiri o zamanın demiri, betonu elle yapılmış. Onun umrumda değil hiç biri. Kimler geçti kimler geldi önünden. Acılar görmedi ,ayrılıklar,mutluluk ve hüzün...

Çarşamba, Nisan 10, 2013

baharla gelen

Tasarım denince hemen dikkat kesilirim. Yeni tasarımlarımızla blogunuza yepyeni bir yüz kazandırın dediklerinde, hemen uygula bebeğim dedim.
Bahar geldi ofise badana yaptırtırken ( yaptırtmak hep yüklemim olmuştur zira işçi çalıştıran aristokrat bir gelenekten gelmekteyim.) blogunda boyasını değiştirdim.Bence iyi oldu, karamsarlık özümüzde var ama hep koyu, gölge insan sıkılmıyor da değil. Arabada tindersticks dinle dinle nereye kadar.
uçurtma uçurmak istiyorum, baharı görmeden yaz gelip geçmesin diye. hem bir tatlı oğlum var büyüyor her gün. Ona dün söz verdim evin üstünden geçen helikoptere huuu dediğinde. Azcık daha  büyü biz de uçuracağız motorlusundan. önce elektrik motorlu alırız, sonra benzin motorlularından. Baktım kırmadan uçurabiliyorsun , uçak bile alabiliriz dedim. Anlamadı şimdilik...

Pazartesi, Ekim 15, 2012

Deliler gibi okuyorum

Sevgili kardom
Gün geçmiyor ki yeni bir şeyler olmasın güneşin altında, hayat sürekli sürprizlere gebe değil mi kardo ? 
Değilmi ki dili bağlı sanatın, özgürlük kanadında kuşun.? 
Diyeceksin ki sen şimdi, ( gözümün önüne getirebiliyorum, imajinasyon diyorlar buna ) olum sen iyice asimile olmuşsun  özünü kaybetmişsin affedersin ibne gibi bişey olmuşşun. Yok o kadar uzun boylu değil. Kitap dergi sanat edebiyat derken kafam değişti lan. Çiftlik işlerini senin tavsiyen üzerine, 45 yıllık deneyimli İbo dayıya devrettim. Hasılat paylaşımlı modelde çalışıyoruz. Oda  mutlu ben de. Sonra sıkıntıdan kitap mitap okuyayım dedim. Bestseller denen yani sular seller gibi satan  kitaplardan başladım okumaya. Önceleri bir pragrafı okurken daha pragraf bitmeden başını unutuyordum. Kafam almıyordu. Azmettim. Hatim ettim. Geceleri uyumadım. Mum ışıklarında kitaplar devirdim. Bir baktım bir iki ay içinde lehçem değiştiya la.

Çarşamba, Haziran 27, 2012

Doğum günü

Önemli günlerde bir çentik atmak adına uğrar olsamda blog siteme, seviyorum yazı işlerini.
Uzatmadan iyi ki doğdun diyenlere siz de iyi ki varsınız diyorum....
Oğuz, annesinin eline tutuşturduğu kağıda yazılan mesajla kutladı doğum günümü, sonra kağıdı ağzına sokup yedi :)


Salı, Ocak 31, 2012

Oğuz

Bir oğlum oldu...
Söylerlerdi anlamazdım. Sevginin tarifi yok. Tatlılığın tarifi yok.
İyiki doğdun...