Güzel günler göreceğim, güzel günler geçiyor, anıları kaydetmek lazım adına başlattığım görüntü teknolojisi yatırımlarım hızla devam ediyor. Aslında yıllar önce ilk D-SLR fotograf makinamı aldığımda çıkış noktam iyi fotograflar çekip, bakıp, kendimle gurur duymaktı. Neyse çıkış amacımı revize ediyorum.Geriye dönüp bakabilir insan.Geçmiş deneyimlerinin amacının farkına sonradan da varabilir insan. İçinde insan olan hiç bir olgu bizden uzak olamaz.( konuyu dağıtmadan toparlayayım.)
Vakit ve nakit avantajlarından dolayı, internetten bir hd kamara alayım diye girdiğim amazon.com, son alış-verişimde beni içinde bulunduğumuz durumun farkına bir kez daha varabilmem açısından oldukça şaşırttı.( Kime yazıyo la bu) Kolayca aldığım kamera için- bu arada youtube dan da hiç görmediğim bir cihaz hakkında çektiği videolardan, nasıl kullanıldığına dair oldukça faideli bilgiler de edindiğimi belirtmeden geçemeyeceğim-satıcı firmaya attığım teslimat süresinin erken olması hakkındaki ricamı anlatan maile, anında cevap gelmesi ve akabinde değişik alternatiflerin bana sunulması, hatta order amazon.com üzerinden standart kargo ücreti ile çıkmasına rağmen, benim seçtiğim kargo teslim süresi için, site üzerinden başka bir ürünü almamı sağlayıp, o para ile kargo ekstra ücretini ödemeleri, tüm bu işlemlerin aradaki 7 saatlik farka rağmen, mail üzerinden halledilebilmesi ve finalde fedex in internet sitesinden kargonun nerede olduğunu takip edebilmemi sağlamaları bana şapka çıkarttı.
Öte yandan bu işlemler yapılırken kredi kartımla ilgili bir konuda gece aramak zorunda kaldığım ve 15 dakika bekledikten sonra, karşıma çıkan sevgili çağrı merkezi çalışanı bana ticari kartım olduğu icin sabah 9-5 arası işlem yapabildiklerini söyleyince 40 fırın ekmeği kimin yemesi gerektiğini anladım. Ben yedim.Sinirden. ( Küfür olmasa patlar insan )
Dünya interneti kullanıyor, hemde en verimli şekilde, biz facebook da dünya birincisi olalım, aptal salak videolar paylaşarak, bilmem ne için 100.000 kişi bir araya gelelimle kandıralım kendimizi.
Cuma, Ağustos 19, 2011
Pazartesi, Temmuz 25, 2011
değişenler
-hayat başta, bütünüyle...
-nasıl?
-Sevdikleri ile beraber mutlu huzurlu bir ömür geçirmekten başka ne ister ki insan
-Sevdiklerin de değişir.
-Sevdiklerin değişmez, kişiler değişir.
-Kişiler değişir anladık ama sevdiğin şeyler de değişir.
-Bir nasıl da ben derim
-Dondurmayı severken birden sevmez karpuz seversin
-Oralar çok sıcak galiba bu mevsim
-Evet
-Burda kış yaşanıyor ne ilginç değilmi tabiat
-Güney yarım küredesin anlaşılan, coğrafya öğretmenim beni yanıltmadıysa
-Aşağı yukarı
-Sıcak su ile soğuk suyun karışmadığını gördüm geçende duş alırken
-eee
-Boy abdesti alasım geldi
-Hemen geyik
-Bizde böyle
-Değişmeyen tek şey değişimdir ve aynı derede iki defa yıkanılmaz
-Ben yıkanıyorum, misal çocukluğumuzdaki dere aynı dere ve hala yıkanabilirsin istersen
-Ama yıkanmıyorsun dimi artık.
-Evet
-O zaman demek ki yıkanılmıyor.
-Aslında yıkanabilirim ama cocukken yaptıklarına simdi ne gerek var diyerek ket vuruyorsun.
-Ket?
-Ket vurma işte, engel olmak gibi birşey, hep kullanmak istediğim cümle listemdekilerden....
-Hazırlıklısın her daim. Listeler falan. Cok içten pazarlıklı gördüm seni.,
-Bilirsin bir cümle duyarsın saklarsın yeri gelince kullanayım gibi.
-Ne var başka
-Muaffak olursun işallah demek isterim konuşmanın bir yerinde karşımdakine
-Muaffak olursun umarım bu kafa ile.
-Değişim diyordun ya
-Uykum geldi.
-İki muhabbet edemedik yine, dağıttın gittin konuyu
-Değişim dinamik süreç içersinde, kendi mutlak mantığına oturur.
-Bunu düşünerek uyuyacağım
-nasıl?
-Sevdikleri ile beraber mutlu huzurlu bir ömür geçirmekten başka ne ister ki insan
-Sevdiklerin de değişir.
-Sevdiklerin değişmez, kişiler değişir.
-Kişiler değişir anladık ama sevdiğin şeyler de değişir.
-Bir nasıl da ben derim
-Dondurmayı severken birden sevmez karpuz seversin
-Oralar çok sıcak galiba bu mevsim
-Evet
-Burda kış yaşanıyor ne ilginç değilmi tabiat
-Güney yarım küredesin anlaşılan, coğrafya öğretmenim beni yanıltmadıysa
-Aşağı yukarı
-Sıcak su ile soğuk suyun karışmadığını gördüm geçende duş alırken
-eee
-Boy abdesti alasım geldi
-Hemen geyik
-Bizde böyle
-Değişmeyen tek şey değişimdir ve aynı derede iki defa yıkanılmaz
-Ben yıkanıyorum, misal çocukluğumuzdaki dere aynı dere ve hala yıkanabilirsin istersen
-Ama yıkanmıyorsun dimi artık.
-Evet
-O zaman demek ki yıkanılmıyor.
-Aslında yıkanabilirim ama cocukken yaptıklarına simdi ne gerek var diyerek ket vuruyorsun.
-Ket?
-Ket vurma işte, engel olmak gibi birşey, hep kullanmak istediğim cümle listemdekilerden....
-Hazırlıklısın her daim. Listeler falan. Cok içten pazarlıklı gördüm seni.,
-Bilirsin bir cümle duyarsın saklarsın yeri gelince kullanayım gibi.
-Ne var başka
-Muaffak olursun işallah demek isterim konuşmanın bir yerinde karşımdakine
-Muaffak olursun umarım bu kafa ile.
-Değişim diyordun ya
-Uykum geldi.
-İki muhabbet edemedik yine, dağıttın gittin konuyu
-Değişim dinamik süreç içersinde, kendi mutlak mantığına oturur.
-Bunu düşünerek uyuyacağım
Cuma, Temmuz 15, 2011
sadelik
Geçmiş yazılarıma bakıyorum da sonraları onları okuyamıyorum. Çok karışık geliyor, gözlerim yoruluyor, dikkatim dağılıyor çabucak. Halbuki sadelik öyle mi ?
Lisede edebiyat kitapların Nurullah Ataç ın denemelerini okur birşey anlamazdım. Adam dil, edebiyat, yalın anlatım der durur, ben hep seni düşünürdüm. Halbuki biraz anlamaya çalışsam belki bugün bu noktada olmazdım.
Sonra Bilge Karasu abimizin dünyasına rastgele girdim. Billur gibi bir dil falan diyesim geliyor ama tabirin kendisini sevmediğimden, ve de entellektüel bilgiden yoksun olduğumdan, inanılmaz diyorum sadece. Bir kelam sorsalar adamdan yana bana, al, oku, ak derim. Karşımdaki etkilenir tabi ama ben gerisini getiremem..Niksar da evimizde, küçük bir kuş kadar hürdüm.
Konuyu dağıtmadan, sadelik üzerine yazdığım deneme ile devam edeyim. Herşeyin sadesi makbuldür. Bugün sade maraş dondurmasının verdiği tat hiç bir dondurmada yoktur. ( Çok iddalı oldu bu cümle, bu satırları yazarken, cremario milano'da sevdiceğimle yediğim dondurmalara haksızlık mı ediyorum acaba diye düşünmeden edemedim. hele kavunlusu öfff) .Kamyonlar kavun taşır.
Sadelik konusu ile ilgili diğer örneklemelere dönersek, aslında basit her zaman güzeldir. Basitlik ve sadelik- yalınlık-her daim ilgi görmüştür. Ama biz bunun farkında bile olmayız çoğu zaman. Ambalajındaki sadelik, doğru renklerle kullanılıyorsa satılamayacak raf ürünü yoktur marketlerde misal.Aynı şey yazıda da geçerli.Sonra alem değişiverdi.
Mimaride de aynı yaklaşımla gözü yormayan, kullanıcının mekanda kendisini rahat hissettiği, simetrik ama aynı zamanda işlevsel tasarımlar,birbirini tamamlayan ancak birbiri üzerinden bütüne ulaşabilen düzlemler insana ferahlık hissi veriyor.Ayrık planlı, ama bir düzen içersindeki mekanlar, insanın madde ile olan ilişkisini adeta tamamlar nitelikde değil mi sevgili okuyucu. Ayrı su , ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi, unutmak unutmak unutmak...
Lisede edebiyat kitapların Nurullah Ataç ın denemelerini okur birşey anlamazdım. Adam dil, edebiyat, yalın anlatım der durur, ben hep seni düşünürdüm. Halbuki biraz anlamaya çalışsam belki bugün bu noktada olmazdım.
Sonra Bilge Karasu abimizin dünyasına rastgele girdim. Billur gibi bir dil falan diyesim geliyor ama tabirin kendisini sevmediğimden, ve de entellektüel bilgiden yoksun olduğumdan, inanılmaz diyorum sadece. Bir kelam sorsalar adamdan yana bana, al, oku, ak derim. Karşımdaki etkilenir tabi ama ben gerisini getiremem..Niksar da evimizde, küçük bir kuş kadar hürdüm.
Konuyu dağıtmadan, sadelik üzerine yazdığım deneme ile devam edeyim. Herşeyin sadesi makbuldür. Bugün sade maraş dondurmasının verdiği tat hiç bir dondurmada yoktur. ( Çok iddalı oldu bu cümle, bu satırları yazarken, cremario milano'da sevdiceğimle yediğim dondurmalara haksızlık mı ediyorum acaba diye düşünmeden edemedim. hele kavunlusu öfff) .Kamyonlar kavun taşır.
Sadelik konusu ile ilgili diğer örneklemelere dönersek, aslında basit her zaman güzeldir. Basitlik ve sadelik- yalınlık-her daim ilgi görmüştür. Ama biz bunun farkında bile olmayız çoğu zaman. Ambalajındaki sadelik, doğru renklerle kullanılıyorsa satılamayacak raf ürünü yoktur marketlerde misal.Aynı şey yazıda da geçerli.Sonra alem değişiverdi.
Mimaride de aynı yaklaşımla gözü yormayan, kullanıcının mekanda kendisini rahat hissettiği, simetrik ama aynı zamanda işlevsel tasarımlar,birbirini tamamlayan ancak birbiri üzerinden bütüne ulaşabilen düzlemler insana ferahlık hissi veriyor.Ayrık planlı, ama bir düzen içersindeki mekanlar, insanın madde ile olan ilişkisini adeta tamamlar nitelikde değil mi sevgili okuyucu. Ayrı su , ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi, unutmak unutmak unutmak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)