Perşembe, Ekim 05, 2006

dede

öğle vakti...balkonun duvarına yetişemeyen boyumla aşağı bakıyorum. korkup saklanıyorum. bakkalın önünde sandalye de oturmussun. takım elbisen var üzerinde.babandan kalma gazi madalyan, gögsunde. babam evde yok. annem korkmayın diyor. allah zannediyorum seni.suratına bakamıyorum. eve telefon açıp, ablamla beni aşağı çağırmışşın. bişey yapacak bize diye korkumdan dizlerim titriyor. annem de ondan korktuğu için bizi kandırıp gönderiyor yanına.'' size elbise almış, çikolata almış onları verecek, sevecek sizi'' diyor.dizinde otururken titriyorum. yukarıya, balkondan bakan anneme bakıyorum. güneş gözümü alıyor. ağlıyorum. tuzla karışık çikolata yiyorum. yemezsen eğer dover bizi demisti ablam.yiyorum.çocukluğumun en kötü çikolatası.
gece vakti...polisler kapıda.babam askerde.ben ilk okul 1. sınıfta.annem karakolda.dedem başkomserin yanında. ihtilal de evde saklanan silahları var diye ihbar etmiş. annemin abisi azılı teroristmiş. babam onu dinlemezmiş,simdi cezasını ailesi çekecekmiş, yüreğinde sevgi bitmiş...

tepedeki ev...3 katlı kocaman bir yapı. tasarımı kendine ait.gereksiz büyük odalar.biçimsiz mimari. dinlememis kimseyi. tepeye dikmiş evi...drakulanın şatosu.dedemin uzun paltosu. bahçesindeki meyva ağaçlarından meyva yemek için gizlice girerdik. bizi görürse öldürecek zannederdik. murat deneyimliydi bu işte. biraz erik biraz elma biraz da vişne...

muratın cenazesi...bir tek onu severdi 9 torunundan. bir o korkmazdı ondan.tepeye tırmanan yoldan geliyordu, kendi kendine bağırıp çağırıyor ağıtlar yakıyordu.babamla yanyana duruyorduk. babam ağlayarak yoluna çıktı. ilk kez boynuna sarılacaktı belki de . babamı iterek yere düşürdü. tepedeki ev başıma çöktü.

telefon görüşmesi...çok hastalanmış. ölüm döşegindeymiş.babam ettiği yeminlere aldırmadan yinede yanına gitti. ablam sende git dedi. gidemem. göremem onu o şekilde. herkesi yanına çağırıyormuş.affedin beni diyormuş.affettik seni dede. affedilmeyecek bişey yok. ufak bir hasar vermissin bilinc altıma . senin canın sağolsun...

Cumartesi, Ağustos 19, 2006

...

yokluğun eskimiş bir şarkı
yokluğun buruk bir veda
yokluluğun yokluğundan daha büyük artık...

Pazartesi, Temmuz 17, 2006

git-mek gel-mek

gitmek gidene mi kalana mı zor ?

giderken, gelirken geçtiğim yerlerden geçiyorum.izleri siliyorum.ne için gittiğimi bilmiyorum.ayrılık saati gelmiştir herhalde.gidince gittigimi unutuyorum.bir daha ki gelişim için çarpıyor kalbim.sonra yalnızlık bastırıyor.kalbim sıkışıyor. sabrediyorum. ağlamıyorum.parmaklarım uyuşuncaya kadar.
sonrası hiçlik sonrası yokluk...

kalınca gidişini izliyorum.ne için gittiğini düşünüyorum.saate bakıyorum.kaybolunca otobüs gözden, gittiğini unutuyorum.ne zaman geri gelecek diye hesaplıyorum.sonra yalnızlık çarpıyor yüzüme.kalbim yine tuhaflaşıyor.sabrediyorum.parmaklarım uyuşuyor.ağlıyorum.sonrası varlık sonrası çokluk....