Çarşamba, Kasım 02, 2011

Kısa replik

-Sörf tahtası üzerinde gidenin mi yoksa dalganın mı topa sahip olma oranı yüksektir.?
-Anlamadım?
-Kim kimi yönetir anlamında  dolu bir  cümle kurdum ama anlamadın, her zamanki gibi !
- Yaa yürü git kafamı ağrıtma...

Çarşamba, Eylül 14, 2011

entellektüel oturum

Entellektüellik hep tartışılan bir kavramdır benim çevremde. Entellektüel kişi nedir, kime denir, ne yer,  ne içer,  hangi iklimi sever gibi bir sürü argüman etrafında saatlerce konuşulan, baş geyik malzemesidir yıllardan beri.Entellektüel kişi ( bundan sonra entel olarak anılacaktır.) oturması, kalkması ile de bir çok noktada diğer kişilerden ayrışır.
Boynumuza o fuları taksak ( o yeşil fuları mı hahahah)  bizde komik durur adam takar cuk oturur, salaş bir canvas pantolan altına deri ayakkabı, üstüne şile bezinden yakasız gömlek giyip şöyle oturduğumuz zaman masada, elimizi koyamayız sağa sola, kollar fazla gelir bünyeye, kesmek ister insan birden bire.Hadi diyelim idare ettin durumu ama rahat olamazsın, igreti durur hatta iğreti hafif kaçtı iğrenç durur.Bütün bu biçimsel durumları yıllardan beri kotaramadığımızdan hep kot kazak gezip dururuz.
Gelelim esas meseleye, mesele şu ki entel adam herhangi bir söyleşi, röportaj,tartışma vs. bir yerde otururken bile ben entelim der.Tespitim şudur ki ; entel adam bacak bacak üstüne attığında üstteki bacağı diğer bacağına daima yapışık olur ve neredeyse aynı boyda gözükür karşıdan bakıldığında. Ayrıca koltuga öyle bir oturur ki belinden hafif kaykılır ve kalk demesen orda bir ömür geçirebilir. Rahat tavırlarına birde kolların birbirine kah bağlı, kah çenesinin altında, kah kahve fincanından bir yudum çekerken ( fincana bakmadan, tek hamlede parmağı fincanın kulbuna geçirip bir fırt alıp bırakmak)  gibi estetik hareketler eklendiğinde portre tamamlanır. Dersin bu adam entel hacı....
Hala aynı acı.....

Cuma, Ağustos 19, 2011

40 fırın ekmek

Güzel günler göreceğim, güzel günler geçiyor, anıları kaydetmek lazım adına başlattığım görüntü teknolojisi yatırımlarım hızla devam ediyor. Aslında yıllar önce ilk D-SLR fotograf makinamı aldığımda çıkış noktam iyi fotograflar çekip, bakıp, kendimle gurur duymaktı. Neyse çıkış amacımı revize ediyorum.Geriye dönüp bakabilir insan.Geçmiş deneyimlerinin amacının farkına sonradan da varabilir insan. İçinde insan olan hiç bir olgu bizden uzak olamaz.( konuyu dağıtmadan toparlayayım.)
Vakit ve nakit avantajlarından dolayı, internetten bir hd kamara alayım diye girdiğim amazon.com, son alış-verişimde beni içinde bulunduğumuz durumun farkına bir kez daha varabilmem açısından oldukça şaşırttı.( Kime yazıyo la bu) Kolayca aldığım kamera için- bu arada youtube dan da hiç görmediğim bir cihaz hakkında çektiği videolardan, nasıl kullanıldığına dair oldukça faideli bilgiler de edindiğimi belirtmeden geçemeyeceğim-satıcı firmaya attığım teslimat süresinin erken olması hakkındaki ricamı anlatan maile, anında cevap gelmesi ve akabinde değişik alternatiflerin bana sunulması, hatta order amazon.com üzerinden standart kargo ücreti ile çıkmasına rağmen, benim seçtiğim kargo teslim süresi için, site üzerinden başka bir ürünü almamı sağlayıp, o para ile kargo ekstra ücretini ödemeleri, tüm bu işlemlerin aradaki 7 saatlik farka rağmen, mail üzerinden halledilebilmesi ve finalde fedex in internet sitesinden kargonun nerede olduğunu takip edebilmemi sağlamaları bana şapka çıkarttı.
Öte yandan bu işlemler yapılırken kredi kartımla ilgili bir konuda gece aramak zorunda kaldığım ve 15 dakika bekledikten sonra, karşıma çıkan sevgili çağrı merkezi çalışanı bana ticari kartım olduğu icin sabah 9-5 arası işlem yapabildiklerini söyleyince 40 fırın ekmeği kimin yemesi gerektiğini anladım. Ben yedim.Sinirden. ( Küfür olmasa patlar insan )
Dünya interneti kullanıyor, hemde en verimli şekilde, biz facebook da dünya birincisi olalım, aptal salak videolar paylaşarak, bilmem ne için 100.000 kişi bir araya gelelimle kandıralım kendimizi.